ÖDP: Yarın çok geç olmadan

Ziya Ulusoy yazdı:

ÖDP: Yarın çok geç olmadan

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) geçen seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de “CHP ve HDP dışında” bir orta yol inşaya çalıştı ama başaramadı. (bkz.8 Mayıs tarihli röportaj, Birgün)

İnşaya çalıştı diyoruz. Çünkü ÖDP BK sözcüsü Alper Taş 20’ye yakın sol parti ve kuruluşla böyle bir ittifak oluşturmaya çalıştıklarını, ayları bulan çabadan sonra başaramadıklarını belirtti. (Aynı röportajdan)

ÖDP’nin CHP’yle HDP’yi aynılaştırarak konuşması amacını örtmenin aracı. Çünkü sosyalizm iddiasındaki bir partinin, Erdoğan faşizmine koltuk değneği olan CHP gibi sistem partisiyle ittifak kurmaması gerektiği eşyanın doğası gereğidir. Ama faşizme karşı ittifak inşa ederken, faşizmin en ağır saldırılarına hedef olmuş, faşizme karşı en kararlı güçlerin ittifakı HDP’yi dışlamaya çalışmak antifaşizmin gereklerini bir kenara atmak demektir.

A.Taş, böyle bir ittifakı kuramamaktan ve nedenlerinden yakınıyor. Nedenler arasında “kimisi CHP’ye, kimisi HDP’ye eğilim gösterdi”yi sayıyor. HDP’yi, faşizmle uzlaşmış ve işbirliği yapmış CHP’yle bir tutma sorumsuzluğu göstermekte yine sakınca görmedi.

Sormak gerekmez mi, HDP’yle ittifak kurmak isteyen emekçi sol parti ve örgütlerle neden görüşmeleri sürdürüp ortak bir sonuca varmadınız?

A.Taş, DİB’in (Demokrasi İçin Birlik) Gül alternatifi getirmesinden yakınmış. Ama hatırlatmak gerekir ki, “Biz CHP ve HDP dışında bir güç olmaktan bahsetmiştik. O nedenle çok açık söylemek gerekir ki ‘şu adaya oy ver’ diye bir çalışma yapmak zorunda değiliz. Elbette solun bakacağı adaylar vardır. Solculara kime oy vereceğini reçete ile sunmaya gerek yok.” (aynı röportaj) önerisiyle kendileri boşluk bırakıyor. Kastettiği sol kadro ve taraftarlar, içinde yeraldıkları ilerici kitleler kendiliğindenci tarzda, “Erdoğan gitsin” haklı talebinden hareketle, Ekmeleddin veya Gül’e oy vermeye razı oluyor ya da CHP’nin bu seçenekleri sunmasıyla o doğrultuda sürükleniyorlar.

Emekçi sol partilerin varlık nedeni, sol kadro ve kitle, bu ehven-i şer gericilik akıntısına sürüklenmesin diyedir. Seçimlerde mücadele gibi daha kolay bir alanda bile öncü olma adına kitlelerin ehven-i şer gerici alternatife sürüklenmesine karşı tavırsız kalınırsa, nesnel olarak bu akıntıya katkıda bulunulmuş olur. ÖDP’nin Ekmeleddin vakasında ve 24 Haziran seçiminde yaptığı budur.

Taş, devlet başkanlığı seçiminde “İkinci turda mutlaka sol, demokrat bir adayın Erdoğan’ın karşısına çıkması lazım.”(11 Mayıs, Birgün) diyerek, burjuva partilerin adayları arasında İslamcı ve Türkçü olana hayır diyor. Fakat kesin belirleme yapmayarak Demirtaş ile İnce arasında kime oy verirseniz verin demeye getiriyor. Bu tavrıyla da Demirtaş ve HDP’den yana tavır takınmaktan, faşizme karşı mücadele eden güçlerin adayı lehine açık bir tavırdan kaçınıyor. Demokratik eğilimdeki kitlelerin diktatör Erdoğan karşısında, eğilim gösterecekleri İnce’ye yönelmelerini serbest bırakıyor, bu akıntıya katkıda bulunuyor.

A.Taş ve ÖDP’ye soralım. Kitlelerin etrafına akışını serbest bıraktığınız hatta kazanmasına eğilim gösterdiğiniz İnce, diktatör Erdoğan’ın hile ve saldırganlığı karşısında, şimdiden Erdoğan’ın dillendirdiği “tıkanıklık oldu mu, 7 Haziran sonrası yaptığım gibi müdahale ederim tıkanıklığı aşarız” faşist saldırı planı karşısında, kitleleri harekete geçirmek ister mi? Yoksa devletin çıkar ve istikrarı için diktatör Erdoğan’ın hile ve saldırılarına karşı kitle eylemlerini önleme çabası mı gösterir?

İkincisini yapacağını hepimiz biliyoruz.

Ayrıca vurgulamak gerekir, halkların özgürlüğü için, demokratik hak ve özgürlükler için, faşizmin yıkılması için mücadele veren güçler, HDP etrafında oluşan ittifaka katılıyor. Bu ittifak aynı zamanda Erdoğan faşizminin seçim hile ve saldırılarına karşı da, Erdoğan faşizminin yıkılması için de mücadele etmekte olan ve olacak güçtür.

ÖDP, sosyalizm için ve faşizme karşı mücadele iddiasını sürdürüyorsa, bu iddiasının gereğini yapmalı, tavırsızlığına son vermeli. Tavırsızlıkla kitlelerin CHP alternatifine akmasına yardımcı olmak yerine faşizme karşı mücadele barajına akması yanında olmalı, seçimlerde HDP ve Demirtaş etrafındaki ittifaka katılmalıdır.

Erdoğan faşizmi karşısında yarın çok geç olmadan hepimiz faşizme arşı mücadelenin saflarını sıklaştırmalıyız!

Bu köşe yazısı 19 Mayıs 2018 tarihli Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır.